Fenerbahçe’nin Ölümcül Hastalığı

Robin Rombach/Post-Gazette - March 18, 2013 - Moon Twp. - local/sports - Calm before the Madness - -Robert Morris University basketball player Shane Sweigart, a 5th year senior, relaxes in the quiet of the empty gym before the team's practice on Monday. The Colonials will host the University of Kentucky on Tuesday in the NIT tournament. PUBLISHED CAPTION: Robin Rombach/Post-GazetteCalm before the MadnessRobert Morris University basketball player Shane Sweigart relaxes in the quiet of the empty gym before the teams practice on Monday. The Colonials will host the University of Kentucky on Tuesday in the NIT tournament. Robin Rombach/Post-GazetteLOTS of seatsat RMU,for now Robert Morris University basketball player Shane Sweigart relaxes in the quiet of an empty gym before the teams practice on Monday. The Colonials will host the University of Kentucky today in the NIT tournament.Story, B-1. Original Filename: 318RMU2.jpg

Yetkili bir isim olsaydım ve karakterimde yüz elli gram kaypaklık bulunsaydı ya da şimdiki gibi sıradan ama bunun yanında derin bâtıl inançlara sahip biri olsaydım “Maşallah dediğimiz dördüncü günü görmüyor. Bu aptalca mağlubiyet, biraz da bizim suçumuz” deyip, takımı işin içinden sıyırmayı denerdim.

Ne de olsa günümüzde, Andy Warhol’e rahmet okutacak şekilde tanınmışlık getiren ve hatta ikbal kapısı aralayan işlerden bir tanesi de bu tarz yalamalıklar.

(Bkz. Kadrosunda top koşturan 11 sporcunun yedi sülalesini yan yana getirsen Fenerbahçeli meslektaşının kazandığı paraya yetişemeyecek rakipler karşısında, saçma sapan maçlar kaybeden futbolculara çiçek vermek için havaalanına koşturanlar)

İçinde “Gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır” yazılı bir hat minibüsünden öte gitmeyen tek duraklı vizyonlarıyla, bu tarz o dalkavukların oladursun, biz eskilerin “dimâğ” dediği şeyin hakkını verelim.

* * * * * *

92-88 kaybettiğimiz maçı, Galatasaray altı kişiyle oynamış.

Bunlardan iki tanesi, 40 dakika sahada kalırken, diğer üç tanesi ise aşağıdan yukarıya 31, 37 ve 38 dakika süre almışlar. Sadece Kerem “The Bitki Çayı Distribütörü” Gönlüm, 16 dakika oynamış. Bizimkiler sağ olsun, onu da es geçmeyip 4/5 isabetle 9 sayı buldurmuşlar.

Ribauntlarda 29-25 gerideyiz.

Üç sayılarda rakip 10/20 atarken, bizim isabetimiz 11/28.

Biz 11 kişiyle 5 top çalabilmişiz, onlar da 6 kişiyle aynı sayıyı tutturmuşlar.

Top kayıplarıysa bizden sadece iki fazla.

Neticede 6 kişi sahaya çıkmış, 11 kişiyi yenmiş. Hem de futbol takımının Kadıköy galibiyetinden bir gün sonra…

Böyle şartlar altında, bu maçı çıkartan Fenerbahçe Ülker oyuncularına söylenecek şey açık:
“Sizi bize sayıyla mı verdiler?”

Nitekim Obradoviç’in maç sonrası basın toplantısında söylediği de bu olmuş.

* * * * * *

Volkan abi twitter’da şöyle soruyor:
“Bana birisi Galatasaray maçı mağlubiyetini mazeret sunmadan açıklayabilir mi?”

Ben açıklayabilirim.

Bir anda olmadı.
Tek bir sebebi yok.
İlk bakışta elle tutulan, gözle görülen bir şey de değil.
Ama hepimiz varlığını seziyoruz.
Tıpkı havadaki kar kokusu gibi…
Veyahut da iyi denizcilerin esecek rüzgarı bilmesi gibi…

Fenerbahçe’nin ölümcül hastalığı : Laubalilik, bizim sporcuların üzerine çöreklendi.

* * * * * *

Şampiyonluğu Denizli’de bıraktığımız sezondan sonra, hem de 2007 gibi müthiş anlamlı bir yılda, Denizlispor’u iki maçta da yenememiş olmamız bu işin başlangıcıydı.

Aziz Yıldırım’ın eşgal fotoğrafını, neredeyse göbek atarak yayınlamış medya erklerinin kulüp içerisinde cirit atması da herhalde zirvesi oldu.

Öyle ya da böyle, Fenerbahçe uzunca bir süredir, hesap tutan, diş bileyen bir “kulüp” olmaktan çıktı.

Galatasaray maçından sonra “Rakip takım çok iyi motive olmuştu. Atmosfer de çok güzeldi” diyenler “özrü kabahatinden büyük” tabirine sözlük anlamı olduklarının farkında değiller.

Bir Fenerbahçe sporcusunun Galatasaray maçında motive olmaması için, nefes almıyor olması gerek. Dün Abdi İpekçi Spor Salonu’nda böyle bir sporcu yoksa, mazeret de olamaz.

* * * * * *

Senelerdir bunları konuştuğumuz için lafı uzatmayacağım.

Bence çözüm basit:
Kulüpte bir eğitim/psikoloji departmanı olmalı.

Koyarsınız oraya “Fenerbahçeli” psikologları; bir tane, üç tane, beş tane, neyse artık…

Önce güzel (ve sıkıcı olmayan) bir oryantasyon / eğitim programı hazırlarsınız.
“Fenerbahçe nedir, ne değildir? Hangi tarihsel süreçlerden geçerek bugüne gelmiştir? Hassasiyetleri, kırmızı çizgileri nelerdir?” konulu.

Ondan sonra da maç arifelerinde ya da belirli zamanlarda yerli / yabancı cümle sporculara, hamasetten uzak, gerçekçi, reel-ekonomik gerekçeleriyle birlikte “Fenerbahçe İdeolojisi” yüklersiniz.

Kadro fazla Avrupai, yöntem fazla alaturka mı geldi? Olabilir. Kadroda yakışan, yöntemde bize gidecek olan budur.

Ha, unutmadan…
Bütün bunlarla beraber, bir takım da “Fenerbahçe Ülker’e küs olmayan Fenerbahçe Başkanı ve Yöneticileri” gerekiyor.
Fakat artık o da başka bir yazıya kalsın!

Barış EYMEN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s