Fenerbahçe’ye Neden Saygı Duyulmuyor?

02

Yazıya “hafif demlenince keyiflenip, bir anda muhabbete dalan adam” gibi başlamak gerekirse;
“Obradoviç güzel insan”

Senelerdir yana yakıla tartıştığımız konuları, her sohbetin dönüp dolaşıp geldiği yerleri, pat pat soruyor:
“Salona niçin seyirci gelmiyor?”
“Bize neden saygı duyulmuyor”

Hitap şekli sual gibi gözükse de Obradoviç kalibresinde bir antrenörün bu tespitleri “Bir şeyler yapın” tonunda söylediği belli…

Romanlarda gördüğümüz “acı gülümseme” tam da burada devreye giriyor işte.

* * * * * *

“2006 senesinde, Denizli’de şampiyonluğu yitirdiğimiz zaman yaşananlar…” diye başlayan bir cümleyi bitirmek çok zor bizler için. Hangisini anlatacaksın?

En sert içkinin yaratacağından daha fena bir baş dönmesi, kilometrelere vurulabilen voltalar, hatta boktan bir aşk filmi özetindeki tabirler gibi ama bu defa en hakikisinden kan ve gözyaşı. Hiçbirisi için “olmadı, yaşanmadı” diyemeyiz.

Bunlar olurken, adına “Fenerbahçe Yöneticisi” denenler ne yapıyordu? Bilemiyorum. Zira hiç ortada gözükmediler.

* * * * * *

Henüz Pilsen’i bünyeden atmamış ve Anadolu olmamış Efes, Kerem Gönlüm’ü (ve kimbilir daha kimleri) meyve çayına yatırıp bir şampiyonluk çaldı Fenerbahçe’den.

Bağırış çığırış oldu bir sürü ki yoğunluğu taraftardan geliyordu.

Sonra elinde Türkiye Basketbol Tarihi kitabıyla Tuncay Özilhan çıktı bir kürsüye ve mealen şöyle dedi;
“Efendiler, bu kitabı biz yazdık. Siz kimsiniz? Haddinizi bilin!”

Âlemde namını “Fenerbahçe Yöneticisi” diye yürütenlerden tek ses çıkmadı.

* * * * * *

Doğruya doğru şimdi, ikinci örnek birincinin yanında travmaölçere konduğunda hafif kalıyordu.

Cümleten “Daha büyüğünü yaşamayız herhalde” diyorduk ki 3 Temmuz geldi.

“Dört yandan bir yerlere esmek” denince favori rüzgarsa, plase de Fenerbahçe taraftarıydı o sıra.

İstanbul’un caddeleri, köprü yolları, adliyeler, hastaneler derken, “Fenerbahçe Yöneticisi” titrine sahip adamlar yine yoktu.

Hâşâ, günahlarını almayayım, Kadıköy’deki bir mitingde, alanı çevreleyen barikatların yanında, konuşmaların yapıldığı platforma bakıyorlardı. Bir mucize peydah olup, boyunların içine sıkışık kafalarının üstünde düşünme balonu gözükse “Ulan inşallah siyasi bir şeyler söylemezler de başımız daha da derde girmez” yazılı olurdu. Girmedi. Çünkü başta kavga olmak üzere, her şeyi taraftara bıraktılar.

* * * * * *

Uzun lafın kısası…

“Fenerbahçe’ye saygı duyulmuyor” cümlesi, geniş zamanda doğru değil. Saygıyı göremeyenler, Fenerbahçe Başkanı ve yöneticileridir.

Halbuki elmas madeni hep orada. İçeriden çıkacak her parça göz kamaştırmaya namzet. Yalnızca o liyakatte birisi bekleniyor.

Hepimizin gönlündeki isim belli. Gelecek ve bu çarkı tersine döndürmeye başlayacak. Sadece üç hecelik isminin arkasına rahatça gelen “Fenerbahçe Şampiyon” tezahüratıyla değil, her haliyle bir umut.

Barış EYMEN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s