Dünyanın En İyi Koçu

obradovic-2

Eğri oturup doğru konuşalım. Avrupa basketbolunun NBA basketboluna üstün olduğu tek nokta koçlarıdır. Avrupa’da yetişen iyi oyuncuların şu gün itibariyle tamamına yakınının NBA’de oynadığını, kalan kısmının da gitmek için yol gözlediğini, gün saydığını hatırlarsak sanırım teorimizin kabul görme oranı epey artacaktır.

Nasıl ki, Holywood’da yönetmenler değil, oyuncular ön plandaysa; NBA’de işleyen düzen de çoğunluk aynıdır. Buna karşın Avrupa sinemasında yönetmen adı saymanın aktörleri tanımaktan daha kolay olduğu da muhakkak. Aynı şekilde Avrupa basketbolu dediğimizde de aklımıza önce koçların gelmesi sebepsiz değildir. Hatta geçen sezon başında Euroleague kendi sezon başı reklamını koçların rol aldığı kısa bir filmle yapmıştı. NBA’de takım koçlarının bir araya gelip böyle kısa bir film yapması muhtemelen alay konusu olur. NBA Tv’nin kaç jeneriğinde bir koç görüntüsüne rastladınız?
Öyleyse adını koyalım mı? Avrupa basketbolu koçların basketboludur. NBA basketbolu yetenekli ve büyük oyuncuların… Avrupa’da sinemaya yönetmenler damga vurur; Holywood’da aktörler… Avrupa’da Bergman’ın filmi konuşulur, Amerika’da Tom Cruise’un… Ve Avrupa’da Obradovic ve talebeleri şampiyon olur; NBA’de LeBron ve arkadaşları…

Bunun her iki taraf için de artı ve eksileri vardır. Olaya eldeki malzeme açısından bakmayınca meseleyi sağlıklı olarak değerlendirmek zor olur. Avrupa’da koçlar öne çıkıyor, çünkü kaliteli oyuncu az yetişiyor, yetişeni de elde tutamıyorlar. Hayat boşluk kabul etmez; oyuncu kalitesindeki bu noksanlık, teknik, taktik, zeka, motivasyon gibi unsurlar kullanılarak koçlar eliyle giderilmeye çalışılıyor. Avrupa’nın yaptığı, yapmaya çalıştığı budur. Bunu başarabildiğince Amerika ile bir yere kadar rekabet edebilmiştir.

Dikkat edilsin: özellikle NBA koçları diyorum. Çünkü Amerika’da bir de NCAA koçları vardır ki, asıl saygı görenler onlardır. Konuyu dağıtmamak için üstünde durmayacağım. Onların sadece Amerika’ya değil, dünya basketboluna kazandırdığı setler ve anlayışlar hakkında ciddi bir araştırma yapılsa çok enteresan sonuçlar çıkar. Bugün en büyük NBA yıldızları bile kendi takım koçlarını yeterince ciddiye almazken, NCAA koçları karşısında kuzu gibi olabilmektedir. İşte Duke kolejinin Coach-K lakaplı efsane koçu Mike Krzyzewski’nin Dream Team olarak tanınıp sevilen Amerika Milli Takımı’na kattıkları… Bu bir yana, basketboldan tek kuruş para kazanması yasaklanmış 18 ile 22 yaş arası öğrenci/oyunculara hükmettikleri ve çalıştırdıkları okul takımları gerçek anlamıyla amatör bir organizasyon olduğundan NCAA koçları bu yazıda kıyas unsuru değildir.

Şimdi bu yazdıklarımıza bakarak toptancılık yanlışına düşülmesin. Ciddiyetin olduğu yerde toptancı yaklaşımlar, ucuz genellemeler olmaz. Anlatmak istediğimiz aslan payıyla ilgili bir durum. Birisinde başarının genel itibariyle yüzde otuzu koç, yüzde yetmişi takım kadrosundaysa; diğerinde koçun oranı yüzde on ve başarının esas payı takımın süper-starına ait kabul edilir. Rakamları örnek olsun diye izafeten veriyorum, yoksa böyle bir şeyi sayıya vurmak elbette mümkün değil.

Hele “Avrupa’da savunma basketbolu oynanır; NBA’de hücum” gibi genellemeler, her iki ligi eşit dikkatle takip edenler açısından en ezbere varsayımlardır. Bir yalanın kulaktan kulağa yayılmasından başkası değil. Euroleague’de yeni formatının yükü haftalar ilerledikçe takımların sırtında kambur olmaya başlasın; bu konu daha sağlıklı tartışılır. Hatta ilerleyen senelerde maç sayısı birazcık daha artarsa… Burada da işin özü “eldeki malzeme” kısmına gelip dayanır. Bir başka yazımızda bunun üstünde bütün ayrıntılarıyla durmaya çalışırız.

Hızlı oyunda başlı başına temel bir kıstas olamaz. Nihayetinde bütün NBA takım ve koçları erken hücum taraftarı değildir. Mesela Detroit’le 2004 sezonunda şampiyonluk yaşayan Larry Brown 24 saniyenin sonuna kadar kullanılmasını tercih ederdi. 30 NBA takımının her birisine ait yeterli maç izleyenler, bir o kadar farklı basketbol tarzına şahitlik eder. Bu da aslında elindeki malzemeyle ilgili bir konu… Hızlı koşan, geriye çabuk dönen oyuncuların varsa şutu daha rahat kullanabilirsin. Geriye koşmakta sıkıntı yaşayacaksan topu belli bir süre çevirmek ve tempoyu kontrol etmek daha sağlıklıdır. NBA’de oynanan basketbolu Avrupalıların eleştirmesini de bundan yanlış bulurum. Çünkü malzeme hızlı oynamaya, çok şut atmaya müsaitse onlara yol vermek lazım. Frenlemek yetenekleri köreltir.

Başa döndük mü? NBA basketbolu ile Avrupa basketbolu arasında temel fark nedir? Hangi sosyolojik ve ekonomik sebebe dayanırsa dayansın, birisinde aslan payı süper-starlarındır; diğerinde koçların… Öyleyse Avrupa’nın en iyi ve en başarılı koçu olan Obradovic’in aynı zamanda dünya basketbolunun en iyi ve en başarılı koçu olduğunu söylemekte bizim açımızdan bir tereddüde mahal yoktur.

Hakan YAMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s